Halid Meşal: İsrail işgalci bir devlettir

Halid Meşal: İsrail işgalci bir devlettir
Halid Meşal: İsrail işgalci bir devlettir

Halid Meşal’in açıklamaları şöyle:

İlk olarak size teşekkür etmek istiyorum. Hem size hem de CNN TÜRK’e teşekkür ederim. Sizin aracılığınızla Türk halkını da selamlıyorum.

“İSRAİL TÜM SALDIRGAN UYGULAMALARI KULLANIYOR”

– İsrail işgalci bir devlettir. Bütün saldırgan uygulamaları bize karşı kullanmaktadır. Toprak işgal etmesi, kutsal yerlerimize baskın düzenlemesi, yasadışı yerleşim projeleri, Müslümanların kıblesi Mescid-i Aksa’yı hedef alması, Filistinlilerin evlerini yıkmasını takip etmişsinizdir. Son saldırılar da Mescid-i Aksa’nın hedef alınmasıyla başlamıştır. Kudüs’te Şeyh Cerrah mahallesinde Filistinlilerin evlerinin hedef alınması ve mahalle sakinlerinin tehcir etmesi ve bu tür saldırılarla İsrail haklarımıza saldırmaktadır. İsrail haksız bir toprak talep ediyor. Ve Filistinlileri kendi kendi topraklarından tehcir etmek istiyor. Bütün bunları da kolayca yapacağını zannediyordu. Ancak 100 yıldan beri Filistin halkı bu işgale karşı durmaya devam ediyor ve haklarını geri alacak ve galip gelecek. Kesinlikle hak yerini bulacaktır ve biz mücadeleye destek olanlara, başta Türkiye’ye teşekkür ediyoruz.

“FİLİSTİN LİDERİNİN BU YOLA GİRMESİ YANLIŞTIR”

İsrail bir düşmandır. Ve normal olarak Filistin direnişinden endişe etmektedir. Batı Şeria, evlerin yıkılması, topraklara el konulması, yerli halkın yerinden edilmesi gibi bütün zulümlere karşı tüm varlığıyla direnmektedir. Ve aynısı Filistin topraklarında, Kudüs’te, Gazze’de, işgal altındaki tüm topraklarda sürüyor. İsrail endişe ediyor çünkü uzun yıllar geçmesine rağmen Filistin halkının geri adı atmayacağını görüyor. İsrail kendince, geçmişte Arap ordularını yendiği gibi Filistin halkını da yeneceğini düşünüyor. Ve bahsettiğiniz toplantı elbette Filistin halkına ve Filistin davasına fayda sağlayacak bir şey değildir. Ve böyle bir toplantıya karşıyız. Çünkü boş bir balondur ve yalan hayallere koşmak gibidir. Filistin yönetimi ve Mahmut Abbas daha önce güvenlik işbirliği yaparak, masaya oturarak ve farklı bir takım anlaşmalar yaparak bunu denedi. Ancak başarısız olduğu ortada. Ve dediğim gibi bu bir yalan hayale koşmak gibi. Yıllardan beri ister Madrid ister Oslo anlaşmalarından bu yana kadar Filistin yönetimi bir şey elde edemedi. Çünkü İsrail’in bir şey vermek ya da geri adı atmak gibi bir düşüncesi yoktu. O yüzden bu tür yollara girilmesinin hiç bir çözüm getirmeyeceği bellidir. Böylece Filistin yönetiminin inandığı iki devletli çözüm, İsrail tarafından yok edilmiştir. Filistin yönetiminin tekrar bu yola girmesi bir yanlıştır.

– İkinci taraftan geçmişten aldığımız derslere göre Filistin’in yönetimi İsrail ile değil, Filistin’deki grup ve partilerle işbirliği yaparak olmalı. Tek bir çatı altında, ortak bir görüşle İsrail’e karşı durmak adına bir yol izlenmelidir. Çünkü İsrail, baskı yapılmadan hiç bir şey vermez. İsrail için masaya oturmak bir halkla ilişkiler kampanyasıdır. Adil bir çözüm bulmak için değildir. O yüzden haklarımızı geri alabilmek için halk direnişi, intifada ve silahlı direniş gösterilmelidir. Evet, biz ve el fetih hareketindeki kardeşlerimiz arasında bir takı anlaşmazlıklar yaşanmaktadır. Ancak biz tek bir halkız ve davamız tektir. Ortak bir noktadan yola çıkarak bu işgale karşı durabiliyoruz.

“FİLİSTİN’İ SIRTINDAN BIÇAKLAMAKTIR”

– Bu röportajı bu konudaki tavrımızı tekrarlamak için bir fırsat olarak görüyorum. Elbette İsrail ile normalleşme anlaşması yapmak büyük bir hatadır. Ve 3 sebeple bunu hata olarak görüyoruz. Birincisi; bu anlaşmalar Filistin halkını sırtından bıçaklamaktır. Filistin davasına sadakatsizliktir. Filistin halkına karşı işgalcinin yanında yer almaktır. Ve bu anlaşmalar geçmişte gösterilen Arap tavrına aykırıdır. İkincisi; bu anlaşmalar Arapları ve Müslümanların Filistin ve Kudüs davasında sergilediği tavırlara terstir. Bu anlaşmalarla İsrail adeta bir dost olarak gösterilmiştir. O yüzden bu tür anlaşmalar yapanlar büyük bir yanlış içindeler ve asıl duruşumuza karşı gelmektedir. Üçüncü bakış açısı ise çakı menfaat açısından, bu tür anlaşmalar yapanlar, bu anlaşmaları savunmak adına İsrail ile işbirliği yapmanın faydalı bir adı olduğunu göstermeye çalışıyor. Ancak bütün bunlar büyük yalandır. Ve sahte bahanelerdir. Ve şunu söyleyeyim, bazı ülkeler bu tür anlaşmaları denedi. Mısır gibi… Camp David anlaşmasıyla… 1969’da İsrail ile anlaşma yaptı. Ama o anlaşmadan fayda sağlayacak bir duruma gelemedi. Tam tersine bu günlerde İsrail, Mısır aleyhine çalışmaktadır. Etiyopya üzerinden baraj projesiyle Mısır’ı susuz bırakmaya çalışıyor. Ve daha önce Mısır’daki Süveyş Kanalı’nı hiçe sayarak yeni bir kanal açmaya çalıştılar. Aynı şey Ürdün ile de oldu. İsrail ile normalleşme anlaşması yaptılar. Ama halklar hiçbir şekilde İsrail ile böyle bir anlaşmayı kabul etmedi. Bu anlaşmalar yönetimlerin projesidir.  Ürdün de Mısır gibi bu anlaşmalardan hiç bir şey elde edemedi. Ve bu yoldan giden yeni ülkeler hatayı tekrarlıyor. Biz Arap halklarına güveniyoruz. Halkların kalbinde Filistin ve Kudüs davasının yeri büyüktür. Ramazan ayında son Kudüs kılıcı operasyonunda tüm halklar direnişin yanında yer almıştır. Bu yüzden bu anlaşmaları reddediyoruz, yapanları hatalı bulmaktayız.

“HALKIMIZA ÖNEMLİ VE OLUMLU BİR MESAJ VERDİ”

Şüphesiz ki Taliban’ın zaferi ve Amerika’nın geri adım atması ve işgalin bitmesi önemli bir gelişmedir. Çünkü bu olay tarihi bir gerçeğin göstergesidir. Her hangi bir işgal için hiç bir gelecek yoktur. Bunu laf olsun diye söylemiyorum, bu tarihi bir gerçektir. Afganistan’daki işgalin bitmesi başta halkımız olmak üzere bölgedeki halklara önemli ve olumlu bir mesaj vermiştir. Taliban gerçekleştirdiği zafer, işgalcilere güvenen yönetim ve grupları yüz üstü bırakmıştır. Güvenilecek bir yer varsa halkta ve sandıktadır. Her zaman işgalcilere güvenmek ya da onlardan güç almak yanlıştır. Bazı ülkeler Afganistan’da b’ye güvendi ama ABD onları yüzüstü bırakarak çıkıp gitti. Ondan dolayı Afganistan’da yaşananlardan ders alınmalıdır. Bizler, Arap ve Müslüman ülkeler, bölge evlatları olarak birbirimizle ilişkilerimizi geliştirmeli ve ortak planlarımız ve stratejik adımlarımız için bir araya gelmeliyiz. Bu adımlar kendimizi ve ülkemizi geliştirecek ve fayda sağlayacak adımlar olmalıdır. Yani dışarıdan gelen düşmanlar yerine birbirimize güvenmeliyiz. Bütün bunları yapabilmek için Türkiye başta olmak üzere bölgedeki Müslüman ve Arap ülkeleri bu fırsatı kullanmalıdır. Ayrıca Afganistan’da yaşananlar İsrail için de endişe nedeni oldu. Çünkü ABD, ondan vazgeçebileceğini akıllarına getirdi. O yüzden Afganistan’daki yaşan olay önemlidir ve onda ders çıkarılmalıdır.

“TÜRKİYE’YE VE TÜRK HALKINA TEŞEKKÜR EDİYORUZ”

– Filistin davasında Türkiye’nin tavrı muhteşem, sabit ve geçmişe dayanan bir tavırdır. Bu tavır Filistin halkının takdir ettiği bir tavırdır. Çünkü Filistin davasını Türkiye’de başta Cumhurbaşkanı olmak üzere devlet makamları desteklemektedir. Kudüs’te, Gazze’de, Batı Şeria’da ve Filistin’in her yerinde İsrail’in saldırıları Türkiye tarafından kabul edilmemiştir. İkinci neden ise Filistin davası Türkiye’de her kesimin desteklediği bir konudur. Üçüncü neden olarak Türk medyasında sizler gibi, Filistin davasına önemli yer ayrılmaktadır. Filistin’de yaşananları ve uygulanan zulümleri dünyaya aktarıyorsunuz. Ve bunu son yaşanan olaylar sırasında da gördük. Şüphesiz ki medya bir silahtır. İsrail’in, Filistinlilerin evlerini yok etmesini, Mescid-i Aksa’ya saldırmasını, Filistinli çocukları sahilde katletmesini ve Gazze’de bası mensuplarının bulunduğu binayı bombalamasını dünyaya duyurmuştur. Bütün bunlar tarafımızdan takdir edilmektedir. Dördüncü olarak Türkiye’de halkın Filistin davasına gösterdiği sevgi ve destek önemlidir. Mescid-i Aksa saldırısıyla başlayan olaylarda aynı şey yaşanmıştır. Gazze’ye yönelik uygulanan ablukaya karşı Türkiye halkı fedakarlığını ve çabalarını göstermiştir. Bütün bunları saygıyla takdir ediyoruz. Sonuç olarak Filistin konusunda Türkiye’ye ve Türk halkını teşekkür ediyoruz. Ve tür tavırlar Türkiye’nin bölgedeki rolünü de desteklemektedir. Olması gereken budur. İsrail Türkiye aleyhine çalışan önemli taraflardan biridir. Çünkü Türkiye’nin gelişmesi ve bölgedeki etkisi İsrail için endişe kaynağıdır. O yüzden Türkiye’yi hedef almaya çalışıyorlar. Ancak Türkiye’nin teyakkuzu ve feraseti bu planları bozmaya devam ediyor. Biz Türkiye için en hayırlı dilekleri diliyoruz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*