AB Türkiye Özel Raportörü CNN TÜRK’te

AB Türkiye Özel Raportörü CNN TÜRK'te
AB Türkiye Özel Raportörü CNN TÜRK'te

“İLİŞKİLER GEÇEN YILA KIYASLA DAHA İYİ DURUMDA”

Hilken Doğaç Boran: Bize zaman ayırdığınız için teşekkürler. Bildiğiniz gibi Avrupa Konseyi Osman Kavala’nın serbest bırakılmaması durumunda Türkiye’ye yönelik ihlal süreci başlatacağını belirtti. Aynı şekilde Selahattin Demirtaş’ın da serbest bırakılması için çağrı yaptı. Ancak Ankara iki kararı da uygulamadı. Sizce taraflar geri adım atacak mı yoksa bu kriz daha da mı büyüyecek?

Nacho Sanchez Amor: Öncelikle ben AB’yi temsilen buradayım. Bu davalar tabii ki insan hakları ve hukukun üstünlüğüyle ilgili olduğu için bizi de ilgilendiriyoruz ama süreç resmen Avrupa Konseyi’nde işliyor AB’de değil. Gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Çünkü Türkiye’de duyduğum ya da Brüksel’den eleştirdiğim bazı durumlardan farklı bunlar. Bu dava bir mahkeme tarafından dikkatlice incelendi. Sanıklar, savcılar, avukatlar ve hukuki sürece ilişkin tüm garantiler sağlandı. Ve bu inceleme neticesinde Kavala ve Demirtaş’ın serbest bırakılması yönünde karar verildi. Çünkü siyasi davalar bunlar. İddianameyi destekleyecek kanıtlar söz konusu değil. Bu bizim eleştirdiğimiz durumlardan farklı. Bu yüzden Türkiye’nin imajına zarar verdiğini düşünüyorum. Çünkü eğer Bakanlar Komitesi ihlal sürecini başlatırsa bildiğim kadarıyla tarihinde ikinci kez olacak bu. Daha önce yalnızca Azerbaycan bu sürece tabii tutuldu. Bence Türkiye imajına yönelik böyle bir zarara izin vermemeli. Türk yetkililer karara katılmasa da, Kavala’yı serbest bırakmanın kötü olduğunu düşünse de, bunun siyasi bir bedeli olsa da ellerinde mükemmel bir tanık var. Türkiye Avrupa Konseyi’nde alınan kararlara uymak zorunda çünkü bu uluslararası kuruluşun üyesi ve burada taahhütleri var. Bu yüzden ihlal süreci başlamadan önce iyi haberler almayı umuyorum. Türk yetkililerden saygı çerçevesinde AİHM kararlarına riayet etmelerini ve tutuklu isimleri bırakmalarını talep ediyorum. Ayrıca Avrupa Konseyi ve AB ile bu konulardaki diyalogu da sürdürmeleri gerek.

“YENİ BİR İVME YARATMAK İÇİN TEMEL ATMAYA BAŞLADIK”

Hilken Doğaç Boran: Türkiye-AB ilişkileri oldukça gergin. İnsan hakları ve hukukun üstünlüğü meselesi var, göç mutabakatının uygulanma süreci tartışılıyor ve Doğu Akdeniz’de tansiyon bir kez daha yükseliyor. Sizce ilişki nereye doğru gidiyor?

Nacho Sanchez Amor: Bu korkunç dönemi geride bıraktığımıza inanmak istiyorum. Çünkü sürekli bir şeyleri eleştirmek çok yorucu. Yeni bir ortamın yaratılmasına yardımcı olmak istiyorum. İki tarafın da taahhütleri var. Durum geçtiğimiz yıla kıyasla daha iyi diyebilirim. Doğu Akdeniz’de gerilim azaldı. Çünkü üst düzey görüşmeler sürüyor. Yeşil Anlaşma, sağlık ve güvenlik konularında. Bu iyi bir şey. Bence karşılıklı güveni kısmen de olsa yeniden kazandık. Çünkü sorunun temelinde güvensizlik vardı. Biz de yeni bir ivme yaratmak için temel atmaya başladık. Ama hep altını çiziyorum, insan hakları ve hukukun üstünlüğü Avrupa Parlamentosu için çok önemli. AB’de bu değerleri koruyan kurum biziz. Bu yüzden Türk muhataplarıma hep aynı şeyi söylüyorum: Elle tutulur, gerçek ve yeni gelişmelere ihtiyacımız var. Bence Kavala ve Demirtaş’ın serbest bırakılması Avrupa Konseyi’ne, Avrupa Birliği’ne ve üye devletlere Türkiye’nin darbe sonrası zorlukları aştığı ve yeni bir döneme girdiğine dair güçlü bir mesaj olacaktır.

“GÖÇ KONUSUNDA TÜRKİYE’NİN ROLÜNÜ TAKDİR ETMELİYİZ”

Hilken Doğaç Boran: Yunan Göç ve Sığınma Bakanı Nitos Mitaraçi yakın zamanda Türkiye ve AB’nin göç mutabakatı kapsamında verdikleri sözleri tutması için çağrı yaptı. Türkiye yasadışı sığınmacıları kabul etmeli, AB ise vize serbestisi, gümrük birliğinin güncellenmesi ve ticaret konusundaki sözlerini tutmalı dedi. Bu sözleri nasıl yorumlarsınız? Sizce AB sözünü tuttu mu?

Nacho Sanchez Amor: İki taraf da göç mutabakatının yenilenmesi ile ilgili görüşmeler yapıyor. Bu da anlaşma fonksiyonel demektir. Eğer böyle olmasaydı ona göre konuşurduk. Bu mutabakatı, çünkü bir anlaşma değil bir mutabakat, iki taraf da yenilemek istiyorsa işe yarıyor demektir. Bir kere açık ve net bir şekilde Türkiye’nin burada oynadığı rolü takdir etmeliyiz. Milyonlarca göçmene ev sahipliği yapıyor. Muazzam bir sorumluluk ve yük bu. Göçmenlere hizmet ulaştırmak için Türkiye’ye yardımcı olmaya çalışıyoruz. Ama bunun büyük bir yük olduğunu unutma-malıyız. Bence bu durumda Türkiye’nin oynadığı rol çok önemli ve yapılanları takdir etmeliyiz. Birçok Suriyelinin ülkelerine dönmesi için gerekli şartlar henüz sağlanamadı, bu da bir sorun. Sorun sürdüğü için durumu yeniden değerlendirmemiz ve yeni taahhütler vermemiz gerektiğini düşündük. Avrupa Parlamentosu Türkiye’ye finansal destek sağlamak için üzerine düşeni yapmaya hazır olduğunu dile getirdi. Bunun farkındayız. Tabii nüanslar ve detaylar var ama siyasi olarak bu durumu yeniden ele alıp Türkiye’ye bu muazzam yükü kaldırma konusunda yardım etmeye hazırız. Anlaşmanın başka yönleri de var tabii. Türkiye bazen AB’nin üzerine düşeni yapmadığını söylüyor. Bu doğru değil. Sorun şu ki dosyadaki belgelerde Türkiye’nin vize muafiyeti için 7 şartı yerine getirmesi gerektiği net bir şekilde yazıyor. Türkiye bunu yapmadı. Türk yetkililer Meclis’e terörizmle, veri korumayla ya da siyasi organlarımızın iş birliği için gereken şartları sağlamayla ilgili bir yasa tasarısı sunmadı. Biz bu reformların olmasını bekliyoruz. Ama taahhütlerimizi yerine getirmemekle suçlanamayız. Çünkü bu taahhütler göç mutabakatından önce masadaydı.

“YARDIM İÇİN ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPMAYA HAZIRIZ”

Hilken Doğaç Boran: Bu açıklamalara rağmen Ankara sık sık AB’yi üzerine düşeni yapmamakla suçluyor. Vize Serbestisi, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve ticaret meselelerinin 2016’dan beri masada olduğuna dikkat çekiyor. Buna rağmen bir yol alınamamasından şikayet ediyor. Bu çıkmazdan bir kurtuluş yolu var mı?

Nacho Sanchez Amor: Bakın Avrupa Konseyi’nin başlattığı pozitif gündem iyi bir çerçeve. Ama insan hakları ve hukukun üstünlüğü çerçevesindeki talep ve reformlar da karşılanmalı. Bence sürecin hızlanmasını engelleyen en büyük etkenler bunlar. Bu alanda gelişme olursa Gümrük Birliği gibi diğer alanlar da açılır. Bazıları Avrupa Parlamentosu’nun müzakerelere başlamadan önce ön koşul talep ettiğini söylüyor. Biz oturup konuşmak için ön koşul koymuyoruz. Ama iki taraf da sürecin sonunda, 2 yıl mı 3 yıl sürer bilmem, demokratik reformların uygulanması gerekiyor. Çünkü ticaretle ilgili bir konu olduğu için nihai yeşil ışığı Avrupa Parlamentosu verecek. Parlamento’nun da duruşu belli: İnsan hakları ve hukukun üstünlüğü dosyalarında elle tutulur bir gelişme kaydedilmezse Gümrük Birliği’yle ilgili bir güncelleme yapılmayacak. Bu yüzden oturup konuşalım. Bizim tarafımızdan bir ön koşul yok. Ama bu sorular dile getirilmeli ve cevaplanmalı.

AMOR: İNSAN HAKLARI KONUSUNDAKİ GELİŞMELERE BAĞLI

Hilken Doğaç Boran: Türkiye’yle ilgili bir sonraki raporunuzu ne zaman yazacaksınız? Bir daha ne zaman Türkiye’ye geleceksiniz? Son raporunuzda ikili ilişkiler “tarihin en düşük seviyesinde” demiştiniz. Sonraki raporunuzda ne göreceğiz?

Nacho Sanchez Amor: Daha pozitif mesajlar olsun isterim. Son raporda buraya gelip açıklama fırsatım olmadı. Eleştirel bir rapordu. Çünkü o dönemi anlatmak zorundaydım, muhtemelen ilişkilerin en kötü olduğu dönemdi. Pozitif şeyler de vardı. Hatta AB’ye Türkiye’ye karşı samimi olma çağrısı bile yaptım. Tek amacı var olmak olan sonsuz bir adaylık sürecine giremeyiz. Bunu net bir şekilde Türkiye’ye aktarmalıyız. Ama bunun için Türkiye’nin şartları yerine getirmesi ve yükümlülüklerine sadık kalması lazım. Hazır olduğunda da üye devlet olmalı. Eğer böyle olmazsa aramızda aldatıcı bir oyun oynarız bu da iyi bir şey değil. Geçmişten gelen bu gri havayı dağıtmak ve yeni bir döneme pencereler açan bir rapor hazırlamak istiyorum. Ocak ya da Şubat’ta Türkiye’ye geri geleceğim ve daha kapsamlı bir misyon yürüteceğim. Hükümetler, muhalefetler, STK’larla ve adaylık süreciyle alakalı her tarafla görüşmek isterim. Çünkü Avrupa Parlamentosu için adaylık süreci asıl çerçevedir. Türkiye’nin aday ülke statüsü AB’nin hiçbir kararı yüzünden zarar görmemelidir. Anlaşmazlık olabilir ama ilişkinin temeli adaylık süreci olmalıdır.

“YENİ DÖNEM AÇACAK BİR RAPOR HAZIRLAMAK İSTİYORUM”

Hilken Doğaç Boran: Adaylık müzakerelerinin öneminin altını çizdiniz. Ana çerçeve olduğunu söylediniz. Ancak müzakereler askıya alınmış durumda. Ankara yeniden başlamaları için çağrı yaptı. Sizce süreç yeniden canlandırılmalı mı? Bu olursa taraflar aşması imkansız gibi görünen çıkmazları geçip nasıl fasıllar üzerinde yeniden çalışabilir?

Nacho Sanchez Amor: Bazen çıkmazlardan bahsederken sebeplerini unutuyoruz. Müzakereler askıya alındı çünkü Türkiye reformlar konusunda gereken siyasi iradeyi göstermedi. Başka bir durumda reformların ritmini tartışabiliriz. Ama Türkiye net bir şekilde reformları sürdürme-me kararı aldı. Evet darbe girişiminden sonra ülke zor bir döneme girdi. Ama bence bizim ihtiyacımız olan mesaj şu: “Evet yurtiçinde çok zor bir dönem yaşadık. Ama bunu atlattık. Cumhuriyet artık güvende. Reform yoluna geri döndük. Müzakereleri adaylık çerçevesinde sürdürmeye hazırız.” Bu işarete ihtiyacımız var bence. Özellikle Doğu Akdeniz gibi karmaşık meseleleri daha iyi bir ruh hali içinde ele alabilirsek adaylık sürecini yeniden canlandırabiliriz. Nihai hedefimiz bu olmalı.

Hilken Doğaç Boran: Türkiye Özel Raportörü olarak Avrupa Parlamentosu’nun rolü hakkında neler söyleyebilirsiniz? Adaylık süreci sonsuza kadar devam edemez. Parlamento’da Türkiye’nin adaylığının devamı için yeterli destek var mı?

Nacho Sanchez Amor: Evet. Çok net var. Bunu denedik. Geçtiğimiz aylarda aşırı sağ partiler tarafından ortaya atılan islamofobik ve hatta Türk karşıtı tasarılar öne sürüldü. Bazı meslektaşlarım “Adaylık süreci bitti, Türkiye’yle ilişkileri bitirelim” dedi. Bu tadilat önerilerinin hepsi net bir şekilde yenildi. Bunlar benim izlenimim değil. Gerçekler. Bu demek oluyor ki Türkiye ile ilişkileri geliştirmek için iyi haberler bekliyoruz. Çünkü bu diğer dosyalara da yardımcı olacaktır. Müzakerelerin yeniden başlamasının dış politika ve diğer alanlardaki anlaşmazlıklara da etkisi olacağına inanıyorum. Bu yüzden Parlamento olarak müzakere sürecinin devam etmesini, Türkiye’nin aday ülke olmasını istiyoruz.

Hilken Doğaç Boran: Avrupa Parlamentosu Yunanistan’ın göçmenleri geri itmesine karşı eyleme geçecek mi? Bu durum kapsamlı bir şekilde belgelendi. AB yetkilileri de resmi bir soruşturma için çağrı yaptı. Hem Ege de hem de Türkiye sınırında ve yakınlarındaki bu ihlaller soruşturulacak mı?

Nacho Sanchez Amor: Bu sorular Parlamento’daki bir komitede dile getirildi. En güncel bilgilere hâkim değilim. AB olarak ortaklarımızdan çok şey bekliyoruz. Ama Üye Devletlere yönelik beklentilerimiz daha da fazla. Bu yüzden ciddi vakalarda harekete geçiyoruz. Evet FRONTEX gibi meseleler eleştiri konusu oluyor. Ama bu vakaları yönetirken, Polonya ve Maceristan’da da örnekler var, hiçbir kısıtlama olmadan hareket ediyoruz. Çünkü Üye Devletlerin taahhütleri var ve biz de hukuki imkanlar dahilinde bu taahhütlerin yerine getirildiğinden emin olmalıyız.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*